‘Hikayeler’ Kategorisi için Arşiv

Bana sevgiyi çizermisin

Perşembe, 09 Ekim 2008

Bana sevgiyi çizermisin Kaleme alıp anlatabılırmısın duygularınıSuya yazı yazmak gibi birsey Senı sevmek….dedin mi hiçÇaresizlikten agladıgın oldumuKeske diyerek bir off çektiginOf cekıp içinin acıdıgı oldumuBenım her off cekısımde içim acıyorGözyaslarımı içime akıtmayı öğrendimKeske diyorum…keskeYanımda olsaydınSacımı oksayıpKokumu içine cek…”

aşk hikayesi

Pazar, 05 Ekim 2008

Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç düşünmememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim.

Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları açılıverdi önümde… Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp kendime geldiğimde okulda onu aramaya başladım. Gerçeği öğrenmem hiç zor olmadı tabii ki! Suratıma tokat gibi çarpan gerçeği

erotik hikaye

Pazar, 05 Ekim 2008

O yıl gelmesini beklediğin en önemli günleri barındırır içinde eylül,güneşle yağmurun birlikte olduğu,birbirine kentlendiği aydır kimileri için,kimileri içinse okulun ilk günlerindeki tarif edilemeyen duyguları barındıran şefkatli sonbahar günlerine benzer,yeni bakışlar,yeni arkadaşlar,yeni düşünceler ve daha niceleriyle süslüdür,insanı mutlu edebilecek her şey vardır aslında,huzur dolu günlerin başlangıcıdır,lisedeki ilk eylülün…Orda mutlu olmanın aslında kendi mutluluğunun olmadığını öğrenirsin ilk yılında,dostların mutlu değilse sen de mutlu değilsindir,mutluluk kavramı senin için değişmiştir orada,çünkü etrafında ilk defa çok güvendiğin dostların vardır,ilk defa dostun olmuştur orada,ve ilk defa senin için kendini öne atan insanları görmüşsündür,sende değişmişsindir,önce arkadaşlarını mutlu etmeyi düşünmüş sonra kendin . için arda kalanları almışsındır,ilk yılı dostlarının arasında insanlığın ne demek olduğunu öğrenerek geçirmişsindir,ve gerçekten ilk defa huzurlusundur…
İkinci yıl ilk defa aşık olursun ve ilk defa reddedilirsin,bir köşeye geçer gözyaşlarınla birlikte hayallerini dökersin koridorlara,yine yanında dostların vardır,seni yine dostların teselli eder…ilk defa dostların için kavga etmeye gidersin,ilk defa dayak yersin bir dostun için belki de ama yine de mutlusundur çünkü dostunla birlikte yemişsindir o dayağı,hayatta hep yanında olduğuna inandığın kişiylesindir yine,ve yine mutlusundur o sonbahar vaktinde,ayrılırsın dostundan,ilk defa üzülerek…
Yaz tatilini bekleyerek geçirirsin ilk defa,ilk defa okulun tekrar açılmasını beklersin,beklersin;beklerken de boş durmasın her an elinde telefon birilerine mesaj atarsın ve heyecanla beklersin karşılığını,bazen karşılığının gelmeyeceğini bildiğin mesajlar atar ama yine de beklersin gece yarılarına kadar…
Üçüncü yıla daha bir mutlu girersin,arkadaşlarınla buluşmanın heyecanı içindesindir,sarı kızın gelmiştir tekrar karşına,tankerin de yanındadır o gün,hele hele inek görünüşlü kişiler,tabi melekleri de unutmamak lazım,işte böyle tarif edilmesi güç duygularla dolusundur.Yine her zamanki gibi okulu turlarsın o ilk baharın güneşli günlerinde,mart’ı beklersin,ocağın geçmediğini bilebile,bir daha aşık olursun ama bu sefer duygularını bastırırsın çünkü tekrar reddedilmekten korkarsın,ve de nitekim öyle olur… o yılıda acı tatlı anılarla geçirirsin,ayrılık vakti geldiğinde içten içe ağlarsın,fakat azda olsa mutlusundur çünkü tekrar geri döneceğini bilirsin…
Dördüncü yılına yani son senene girersin okulda,sonbaharı son kez geçirirsin,ama bu sefer yapraklar eskisinden daha bir garip dökülür senin için,çünkü ilk defa ayrılacağını düşünürsün ve etrafında hiç kimseyi göremezsin,ilkbaharı beklersin mutlu olacağını düşünerek…İlkbahar gerçekten daha bir garip gelir o yıl,ilkbaharın gelişi mutlu etmez hiç kimseyi,herkes sevinçli görünür birbirine fakat hiç kimse içinden geçeni söyleyemez,nedeni nedir bilinmez aslında?Gözler bakar umutsuzca,kalp gözleri konuşturur,kulaklar sanki duyuyormuşcasına dikkatle dinler onları;hiç kimse gözlerini kapamak istemez çünkü bilirler yıldızları gökyüzünde tutan o an için o bakışlardır,o bakışlar bir ömrün en önemli anlarının tek kanıtıdır belkide…zil çalar herkes kalkar gider usulca,zaman geçer ve uyku vakti gelir.Bir türlü uyku tutmaz hiç kimseyi,herkes yıl sonunu düşünür,ve o an gözlerden birer damla yaş süzülür,hani insan hüngür hüngür ağlamak isterde ağlayamaz ya işte böyle bir şeydir bu… Bu acıya gökyüzü bile dayanamaz ,uyanır saate aldırmadan,bir yağmur başlar ardından, bu yağmur öyle bir yağmur değildir aslında,aslında gök yüzü yıldızları döküyordur gözlerinden,umutsuzluk kaplar herkesin içini ve düşünceler boğmaya başlar karanlığın korkunç yüzünü…

Ve son gün gelir çatar ,evet koskoca 4 sene ne çabuk geçmişti,ne zaman başlamış ve bitmişti gençliğimizin en güzel zamanı,çocuksu duygular ne zaman bastırılmıştı, her şey bitti sona geldi,vakit geçmeseydi keşke,ama her güzel şeyin sonu olduğu gibi bununda bir sonu olmalıydı ve olmuştu da …Hiçbirşey insanı mutlu etmeye yetmiyordu o an,zaman hızla geçiyordu,ve her şey bitmişti işte…

Aradan yıllar geçer ve okulu ziyarete gelirsin,ama senin için o okul eski tadı vermez ne Merve’ler vardır orda ne de ilker’ler hepsi gitmiştir,hocalar değişmiştir,sen eski yerinde değilsindir …o eski cıvıltı yoktur senin için artık ama mutlu görünürsün,her zamanki gibi…

İşte böyle daha çooook şey var ama,demiştim ya her güzel şeyin sonu olduğu gibi bununda bir sonu olmalı,ne diyeyim ki daha ne söyleyeyim ki beyaz bir kağıda daha ne yazıyım ki,beyaz bir kağıt yeter mi ki bizi anlatmaya,son olarak şunu söylemek istiyorum,önemli olan,yıldızların gece olduğunda var olduğunu düşünmek değil,yıldızlarlın,parlamasa bile her an var olduğunu bilmek ve o yıldızları unutmamaktır…unutmayan ve untulmayan yıldızlar her zaman var olacaktır.Tıpkı bizler gibi…

aşk hikayesi

Pazar, 05 Ekim 2008

LEYLÂ ile MECNÛN

Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur.
Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır.
Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen
bu macerayı Leyla’nın annesi öğrenir.
Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez.
Kays okulda Leyla’ yı göremeyince üzüntüden çılgına döner,
başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar.

Mecnun’ un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla’yı isterse de Mecnun
(deli, çılgın) oldu diye Leyla’ yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun’ u çölde bulur.
Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve
mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ’ yı tanımaz.
Babası Mecnûn’ u iyileşmesi için Kâbe’ ye götürür.
Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn,
kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:

“Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni.”

Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar.
Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir.

Bir zaman sonra âilesi, Leylâ’ yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir.
Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de
mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm’ ı vuslatından uzak tutmayı başarır.

Mecnûn, çölde, Leylâ’ nın evlendiğini arkadaşı Zeyd’ den işitince çok üzülür.
Leylâ’ ya acı bir sitem mektubu gönderir.
Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn’ a anlatır.
Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.

Bir müddet sonra Mecnûn’ un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner.
Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn’ u çölde aramaya başlar.
Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ’nın
maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn’ u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz.
Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer.
Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ’ nın ölüm haberini öğrenir.
Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;

“Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez.”

Der, kabri kucaklayarak ölür.

Bir müddet sonra Mecnûn’ un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında,
Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür.
Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:
“Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ’ dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri,
aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular.”

elveda bitanem

Pazar, 21 Eylül 2008

Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti yanmanin nedeni aksam yedikleri degil uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti aslinda bunda geç bile kalmisti. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsiz uyanis bitmeli… Içinde bir muhakeme baslamisti, kendi kendine söyleniyordu:

“Ona da haksizlik etmek istemiyorum belki hatali olan benim…. Bulunmaz Hint kumasi degilim ya, görünüs olarak himmm yakisikli çocuk denilecek biri hiç degilim…. Ama yaptim çok çalistim bitmesin diye kendimle mantigimla çok kavga ettim olmadi….” Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekille giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti, bugüne kadar hiç bekletmemisti onu simdide bekletmemeliydi. Istanbul soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor onlar bile agliyor halimize.

Birkaç saatlik yolculuktan sonra Kadiköy iskelesine geldi her zamanki gibi yine ilk kendisi gelmisti bulusma yerine. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü, simdi midesindeki agri daha da artmisti. Karsilama faslindan sonra Besiktas’a gitme karari aldilar, yolculuk sirasinda hiç konusmadilar; genç adam günesin yoklugunda grilesen denize bakiyordu. Genç kiz arkadasinin bu durgunluguna anlam verememisti, öyle ya nereden bilecekti bu gün ayrilik çanlarini çaldigini.

“Üsüdüm” dedi genç kiz, bu yolculuk boyunca edilen tek lafti. Besiktas’a geldiklerinde bir cafe de oturdular, genç kiz anlamisti kendisine bir sey söylenmek istendiginin… “Bana bir sey mi söylemek istiyorsun” dedi, genç adamin gözlerine bakarak. Genç adam gözlerini kaçirarak “evet” seklinde basini salladi.

Genç kiz daha da heyecanlanmisti. Biraz da sinirlenerek “söyle öyleyse ne diye bekliyorsun.”

Genç adam içini çektikten sonra “sence biz nereye kadar gidecegiz, daha dogrusu biz iyi bir ikiliyiz”

“Bunlari sorma geregini neden duydun.” dedi genç kiz.

Genç adam söze basladi: “bak canim bundan birkaç ay önce aksam saat 11:00 civariydi sanirim, hatirladin mi?

Genç kiz “evet hatirladim” dedi, ama genç adam genç kizin sözünü bitirmesini beklemeden “o aksam seni düsünüyordum diger aksamlarda oldugu gibi senin için bir siir yazmistim onu o an sana okumak istemistim, sana telefon açtigimda siirimi bile dinlemeden simdi sirasi mi canim ya senin de isin gücün yok mu demistin bana. Biliyor musun o an bir kaç yumruk yedikten sonra kroki durumuna düsen bir boksör gibi olmustum sessiz kalip özür dileyerek telefonu kapatmistim. Daha sonra bu siiri benden hiç istememistin. Ve bunun gibi bir çok defa tartismamiz oldu. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral’in bana sen sanslisin Nalan sana bakar sözüne karsilik sinirli bir edayla “aaaa banane isim yok da sana bakacagim, annen baksin demistin bunu da hatirladin mi?”

Genç kiz tekrar “evet” dedikten sonra saskin saskin “evet ama bunlari neden hatirlatiyorsun bilmiyorum. Biliyorsun benim kisiligim böyle, duygusalligi sevmiyorum . Ve hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez.”

Genç adam güldü “Evet canim bak burda haklisin, sen zaten olmak istesen bile bu kalbi tasidigin müddetçe hasta bakici hemsire falan olamazsin.”

Genç adam devam etti “bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin, hiç hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin ama sen seni seven insanlari mutlu etmeyi de sevmiyorsun, halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah aksam, gece yani seni andigim her saat tatli sözcük mesajim vardi senin için biliyor musun? seninle ben ak ile kara gibiyiz”

Genç kiz anlamisti, “yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?”

Genç adam tekrar gülümsedi içinden dün gece verdigin ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsünüyordu.

“Hayir dedi sair olmani istemiyorum zaten olamazsin da; yalniz biz ayrilmaliyiz, ayrilirsak ikimiz içinde en hayirlisi bu olacak.”

Genç kiz sasirmisti, “Neden ama ben seni seviyorum, senin de beni sevdigini saniyordum.”

Genç adam iç çekerek “hayir canim sen esas beni sevdigini saniyorsun, eger beni sevseydin simdi burda baska seyler konusuyor olurduk.”

Genç kizin gözleri yasarmisti, Genç adam cebinden çikardigi mendili uzatti, genç kiz göz yaslarini silerek kesik bir sesle “Sen bilirsin, umarim beni baska biri için birakmiyorsundur.”

Genç adam “Nasil böyle bir seyi düsünürsün, senden baska olmadi ve uzun sürede olacagini sanmiyorum.” Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanci gibi duruyorlardi. Istanbul yagmurlarla yikanirken yagmura iki sevgilinin umutlari da karisiyordu.

Birkaç dakika sesiz oturduktan sonra genç kiz “kalkalim istersen” dedi.

Genç adam ben biraz daha burda kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin. Genç kiz “tamam o zaman sana mutluluklar dilerim” diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu genç adam “arkadas olarak beraberiz ama sen istersen tabi” dedi. Genç kiz evet” anlaminda basini salladi ayrilirken son kez sarildilar birbirlerine.

Genç kiz uzaklasirken genç adam masada dondu kaldi vakit ögleni bulurken yagan yagmur yerini günese birakmisti, ama genç adam titriyordu onu titreten açan günese ragmen esen rüzgar miydi, yoksa kalbindeki ayrilik acisi miydi. Saatlerce dolasti devamli kendini sorguluyordu hatayi bastan yaptim diyordu, ama yasadigi güzel günlerde olmustu.”allahim” dedi “allahim güç ver bana”.

Dostlarini düsündü onlarin dediklerini düsündü. Arkadaslari sizler birbirine zit insanlarsiniz yol yakinken dönün bu yoldan dememis miydiler. Tabi ya dogru olani yapmisti. Saatler geçtiginde artik günes yerini yildizlara birakmisti, eve döndügünde yürümekten bitap duruma düsmüstü. Kendisini karsilayan annesine hiçbir sey söylemeden kendi odasina gitti. Gece bir türlü bitmek bilmiyordu anilarin agirligi altinda eziliyordu genç adam, ama sabah erken kalkip ajansa gidecekti, bunun için uyumasi gerekiyordu.

Birkaç saat sonra genç adam uykuya dalmayi basarmisti ve sabah 7′de saatin zirlamasiyla uyandi genç adam. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 tane cevapsiz arama vardi. Genç adam yorgun oldugu için duymamisti telefonunun sesini. Cevapsiz arama ve mesaj canimcim’dan gelmisti canimcim onun Nalana taktigi isimdi, heyacanla mesaji açti mesajda sunlar yaziyordu…….

“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM…….”

evet, genç adam sasirmisti, mesajin gelis saatine bakti sabahin besini gösteriyordu güldü kahkahalar atarak güldü onu tanidigi ve arkadas oldugu günden beri ilk defa bir siir aliyordu ve ilk defa bu saatte araniyordu….

Heyecanla hizli arama yapti, çalan telefonu yabanci bir ses açti.

Genç adam “Nalan ile görüsebilirmiyim” dedi. Fakat karsidaki agliyordu, hiçkira hiçkira agliyordu; “Ben onun annesiyim yavrum, canim kizim bu sabah intihar etti. Gece odasinda birilerini arayip durdu, sabah odasinin isigini sönmemis görünce merak ederek odasina girdim, ama yavrum kendini asmisti.”

Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yere yigilip kaldi………….

Birkaç ay sonra…

Iki doktor konusur. Doktorlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyor ….

- haaa o mu, üç ay önce getirdiler elindeki cep telefonunu hiç birakmiyor, kendisi yüzünden bir genç kiz intihar etmis, o günden sonra o cep telefonu her zaman elinde devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim o uyurken gönderdigi numarayi aradim hayret ki numara 3 ay önce iptal edilmis, ve gelen mesajlarda bir siir:

“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM