‘Şiirler’ Kategorisi için Arşiv

kısa aşk şiirleri

Cuma, 17 Ekim 2008

gönlünde bir kuş büyüt ama ucmasın.bir gül kokla ama soldurma. bir kalp taşı ,ama onu kırma sevki candan sevilesin sevmeyi bilki değerin bilinsin.

Ağlama gözlerim şiiri

Perşembe, 09 Ekim 2008

Ağlama gözlerim, yeter yaşlar dökme
Mutluluk kucak açtı, işte gönlüme
Dur diyelim artık, çektiğmiz dertlere
Şu gelen sevgiyi de, yitirmeyelim

Biliyorsun çok çektim, felek elinden
Oyunuyla aşkımı, aldı elimden
Ağlama gözlerim, hayır yok maziden
Şu feleği bir daha, güldürmeyelim

Mutluluk güneş gibi, bize doğacak
Kararan şu dünyama, ışık tutacak
Ağlama gözlerim, aşk bizde kalacak
Gönlümü şu dertlere, düşürmeyelim

Gönderen: ERDOĞAN KUTLUGÜN

ay GÜLÜM

Pazar, 05 Ekim 2008

Kapimizda nöbet tutuyor ölüm
Diyecektim ki; gülüm,
Mevsim hazan mevsimi, mevsim gözyasi mevsimi… Mevsim ayrilik mevsimi. Tarifsiz bir hüznün sarmalindayiz. Anlatilmasi zor, ifadesi güç. Fikirler tel tel, sehra sehra düsünceler, duygular buruk buruk….
Bir yani bahardir kiyilarimizin bir yani cehennem.
Durmadan gözyasi dökülüyor yüregimizin üstüne. Acidan, ayriliktan haritalar ekleniyor alnimizin çizgilerine…
Sararan yapraklar tutunamiyor artik dallarda gülüm, rüzgar estikçe savrulup gidiyor her biri bir yana. Katar katar turnalar göçüp gidiyor üstümüzden…
Diyecektim ki; gülüm,
mevsim hazan mevsimi, mevsim hüzün mevsimi, har düsmüs baglara, bahçelere. Yapraklar üsüyor, yapraklar düsüyor dalindan. Turna göçü gibi yapraklarinda göçü basladi gülüm…
Diyecektim ki; gülüm,
mevsim hazan mevsimi, mevsim kiran mevsimi. Her taraf ölümlerle acilarla dolu. Kan gölüne döndü dünya. Dört bir tarafta barut kokulari geliyor. Her tarafta savas, kan gözyasi var. Her tarafta bir kaos sürüyor… Bu yüzden karalar giydik gülüm. Utandik insanligimizdan.
Bacaklari kopan çocuklarin feryatlari doluyor yüreklerimize. Çigliklari, çocuklari ölen analarin. Hiç bu kadar sahipsiz, hiç bu kadar umutsuz, bu kadar çaresiz kalmamisti yüregimiz.
Gerçeklerle hayallerin karistigi, rüyalar sehri Istanbul da bombalar patliyor durmadan. Özlemler, hayaller istirap veriyor artik… Her ah çekiste içimiz titriyor… Derin bir ah gibi sizliyor yüregimiz… Yüregimiz parça.parça..
Güvercinlerin öldürüldügü, defnelerin sessizce agladigi günlerdeyiz gülüm…
Diyecektim ki; gülüm,
Çiçektir çocuklar: Bakim ister, özen, özveri ve sabir ister, açmak için çiçeklerini bahara… Hepsinden önemlisi sefkat, sabir ve sevgi ister… Sulanmak ister sevgi pinarlariyla … Tomurcuk tomurcuk açmak için dünyaya çiçeklerini … Sevgisizlikle solmamak için yaprak yaprak …
Diyecektim ki; gülüm,
Bahçedir çocuklar:. Tohumdur ekilir, sürer filiz filiz.. Umudu besler bagrinda. Emek ister, bakim ister… Büyür, olgunlasir , sevgi meyvesi verir, karsilik beklenmez… Verdigini alirsin…
Diyecektim ki; gülüm,
Yüreklerimizi yillardir sicak ve hillesiz bir sevgiye kilitleyip, umutla ,özlemle gelecege dair apak düsler kurduk. Günesli, aydinlik, güzel günlerin özlemini çektik. Belki biraz yorgun, belki durgun, ama yine de umutlu, yine de mutlu, sevgiyi isleyip mavilere, bütün yollara, dallara, daglara gül yazdik.
Sevgiyi, umudu, güveni, dostlugu, barisi, özgürlügü, mutlulugu ve bunlarin getirecegi güzellikleri bekledik ölümüne…
Diyecektim ki; gülüm,
Geleceksin diye bütün yollara gül döktük. Güvercinler uçurduk mavilere.
Sevgiyi,dostlugu, barisi, bahari, sevinci getireceksin diye daglara, ovalara, denizlere . Bunca çirkinliklerin içinde güzelligi, safligi, temizligi getireceksin diye kirlenmis hayatimiza, yildizlara haber saldik …

Diyecektim ki; gülüm,
Yasamak güzel… Yasamak bir çiçek gibi, dört mevsim güzel kokular saçiyor üzerimize… Sevgiyle bakiyor herkes biribirine, sevgiyle sariliyor… Kinler, düsmanliklar, kötülükler kafdaginin ötesine sürülmüs…
Diyecektim ki; gülüm, gel.
Yorulduk yollarina gül döküp beklemekten. Ey ömrümüzün taze gülü, ey gözleri öksüzümüz, her hazan bir gül getirip yüregimize birak ki, sevdamizin atesiyle yakalim saçlarini yeryüzünün…
Diyecektim ki; gülüm,
Herseye ragmen yüreginde bin umut tasiyor çocuklar gelecek baharlara…
Dünyanin dört bir tarafinda baris ve umut sarkilari söylüyor… Özgürlük ve mutluluk sarkilari söylüyor çocuklar, diyecektim…
Ama diyemedim, diyemedik gülüm…
Kapimizda nöbet tutuyor ölüm…

aldatmak mıdır aşk

Pazar, 05 Ekim 2008

Aldatmak,aldatılmak mıdır ki aşk?Sabahlamak mıdır karanlık yalnız gecelerde?Yoksa deli gibi hasret çekmek midir o uzaktayken?Kim diyebilir acı çekmeden sevdiğini?

Aşk;acıyı hüzünle yoğurup mutluluk ve gözyaşlarıyla özlem çekerek yaşamaktır.Aşk yeri geldiğinde arakaya bakmadan çekip gitmektir. Kimi zaman da sıcacık kolların arasından yeni doğan güne uyanmaktır.Aşk;üşümektir bomboş odanda o yokken… Deli gibi sevip, her şeyi gözünü kırpmadan sadece onu istemektir. İki kişi arasındadır aşk;üçüncü kişi geldiğinde yok olmaktır. Kabullenmektir onsuzluğu; çekilmektir kabuğuna ve yaşarken ölmektir.

‘sevgi’ sözcüğü çok basittir,kendini yükseklerde görene! Hayat sevgiyi onlara sadece boş bir iş yada eğlence olarak tanımıştır çünkü… Sevginin ne demek olduğunu bilmeden adını kötüye kullanırlar.

Sevmek onun yokluğunu bile sevmektir. O yanında yokken deli gibi özleyip sadece onu beklemektir. Sevgi emek ister;yürek ister ve gerçeklik ister. Dürüstlük ister sevgi! Onun yolunu beklemek,saygı duymaktır sevgi.

Ben sevginin daha fazla şeyler de olabileceğini biliyorum ve benim sabahlara kadar kıvranarak beklediğim bir ‘SEVGİ’m vardı.

Umarım sizinde onsuzken deliye döndüğünüz bir ‘SEVGİ’niz olur…

BU SU ÇOĞALA ÇOĞALA

Pazar, 21 Eylül 2008
Yaşlılara saksılar dizdim, bahçeler yaydım.
Yorgunlara diri beden verdim, taze yürek.
Döşekler serdim hastalara, rahat, yumuşacık.
Nerde yalan dolan gördüysem kızardım.
Yiğit yüreklere, dedim, canım armağan.
Ardına kadar açtım çocuklara kapıları.
Dostluklar boy attı yeryüzünde,
dostluklar orman orman.
Ebemkuşakları gökyüzünde fır dolandı.
Yürüdü dağlardan ovalara doğru
gümbür gümbür bir deli su,
yıktı bu su önüne geleni,
bu su, çoğala çoğala.
İnsanlar insanları aldı götürdü.

Ne kavga kaldı, ne zulüm, ne korku.